Muğla Barosu Logosu

Web sitemizi nasıl buldunuz



ANKARA
 
 

DEVLET SIRRI ÜZERİNE RAPOR

 

Değerli meslektaşlarım,
Arkadaşlarımızın; katıldıkları etkinlikler sonrası sundukları raporlar, yasa tasarıları ve diğer mevzuat hakkında hazırladıkları raporlar, bilgiye ulaşmak, bilgiyi bilince dönüştürmek çabaları hepimize umut ve cesaret veriyor.
Yoğun bir meslek içi eğitim çabası içindeyiz. Aynı zamanda bu eğitimin çeşitli biçimlerini deniyoruz.
Bu bağlamda :
Sayın Meslektaşımız Av. Mustafa ALGAN tarafından Başkanlığımızın isteği üzerine hazırlanan “Devlet sırrı yasa tasarısı” hakkındaki inceleme/rapor aşağıda ilginize sunulmuştur.
Sayın Av. Mustafa ALGAN’a emek ve katkıları için teşekkür ederiz.
 
 
MUĞLA BAROSU BAŞKANLIĞI’ NA
 
 
İLGİ                       : 05.01.2011 Tarihili Baro Başkanlığı Yazınız.
 
MÜTALAA EDEN    : Av. Mustafa ALGAN,
                                 E.Beyazıt Mah. Recai Güreli Cad. No:36/11 Merkez/MUĞLA
 
D. KONUSU          : Devlet Sırrı Kanun Tasarısı hakkındaki değerlendirmelerimizin sunulması hakkında.
 
AÇIKLAMALAR      : 05.01.2011 Tarihli tevdii yazınız ile yasallaşma sürecindeki “Devlet Sırrı Kanun Tasarısı” hakkındaki görüş ve önerilerimizin Adalet Komisyonu Başkanlığına sunulmak üzere Başkanlığınızca talep olunması üzerine, tarafımızca yapılan çalışma nihayetinde tasarı hakkındaki değerlendirmelerimiz sunulmaktadır. Şöyle ki;
 
                     Bazı bilgilere “Devlet sırrı” bazılarına ise “Gizli bilgi” niteliği yüklenmesi: “Uluslararası ilişkiler”, “Suçla mücadele” v.b nedenlerle anlaşılabilir bir devlet uygulamasıdır.
                     Nitekim tarih boyunca bu husus bir ihtiyaç olarak ortaya çıkmış bütün devlet modelleri içinde yer bulmuştur.
                     Bu noktada bir demokratikleşme ve hukuk devleti sorunu olarak:
                     Hangi bilgi ve belgelere Kim tarafından devlet sırrı niteliği verileceği, bunun kuralları, yöntemi ile denetlenebilirliği;
                     Yurttaşların Anayasal haklarının korunması, demokrasinin kurucu unsurlarından şeffaflığın sağlanması, bilgi edinme özgürlüğü, adil yargılanma ilkeleri nin v.d ihlalinin önüne geçilip geçilemeyeceği
                     En önemlisi idarenin hukuka uygun bir şekilde yönetilip yönetilmediğinin yalnızca yargısal denetimi değil demokratik/toplumsal denetimi bakımından da  konu, hassasiyet ve önem arz etmektedir.
 
                                  Bu bağlamda idarenin takdir yetkisinin kesin sınırları belirlenmelidir. Kuşkusuz idarenin toplumsal demokratik denetimi bir siyasal ve toplumsal sorundur Ancak: İdarenin Bütün Eylem ve İşlemlerinin YARGI DENETİMİNE TABİ olması bir anayasal İlkedir. Asıl tartışmalı yada duyarlı konularda istisnalar üretmek.Kuralı istisnaya dönüştürmek anlamına gelir. Bu Keyfiliktir. Takdir yetkisi hiçbir zaman keyfilik olarak yorumlanamaz.
 
                                   2-Devlet Sırrı Kanun Tasarısının gerekçesinde; “Devlet sırrı tanımının kanunla açıkça gösterilmesinin amacı idarecilerin takdirine göre gereksiz konuların sır haline getirilerek vatandaşın bilgi edinme hakkının gereksiz kısıtlanmasını önlemek olduğu” belirtilmiştir.
 
                                   Tasarının gerekçesinde temel alınan bu amaç, Kanun içeriğinde tamamıyla tersyüz edilmiş bulunmaktadır. Şöyle ki;
 
                                   Mezkur Kanunun 3. maddesinde; Devlet Sırrı niteliğini içeren bilgi ve belgelerin tasnifi yapılmıştır. “Devlet Sırrı; açıklanması veya öğrenilmesi, Devletin dış ilişkilerine, milli savunmasına ve milli güvenliğine zarar verebilecek, anayasal düzeni ve dış ilişkilerinde tehlike yaratabilecek ve bu nedenle niteliği itibariyle gizli kalması gereken bilgi ve belgelerdir” denilerek devlet sırrının tanımlaması makul ölçülerin üzerinde geniş ve kötüye kullanıma açık biçimde muğlak tutulmuştur. Saydamlığı sağlamak, gereksiz gizlilik kültürüne son vermek ve bilgi edinme özgürlüğünü temin etmek iddiasındaki kanun tasarısı; Yürütmenin takdirine göre her türlü bilgi ve belgenin Devlet Sırrı/gizli belge olarak nitelendirilebilmesine olanak  sağlamıştır.
 
 
                                   3-Kanun tasarısının 4. Maddesinde zaten muğlak ve geniş olarak tasnif edilmiş devlet sırrı niteliğine haiz bilgi ve belgeler yanında aynı şekilde tasniflendirilebilecek ve üzerine GİZLİLİK PERDESİ örtülebilecek “Diğer Gizli Bilgi ve Belgeler” in hukuki nitelemesi yapılmıştır. Şöyle ki;
 
                                   Kanun Tasarısının 4. Maddesinde; “Devlet sırrı niteliği taşımayıp da, açıklanması veya öğrenilmesi halinde ülkenin ekonomik çıkarlarına, istihbarata, askeri hizmetlere, idari soruşturmaya ve adli soruşturma ve kovuşturmaya, zarar verebilecek nitelikteki” bilgi ve belgelerinde gizli bilgi ve belge olarak kabul edilecekleri öngörülmüştür.
 
                                   Özellikle tasarının bu maddesinde kanun gerekçesin uzun bir şekilde irdelenen amaçtan tamamıyla uzaklaşılmıştır. Şöyle ki; idarenin vatandaşlarına sağlamayı taahhüt ettiği, işlem ve eylemleri kapsamnda olan bütün konularda yürütmeye “devlet sırrı niteliği verme yetkisinin bahşedilmesi” hususunda geniş ve muğlak bir yetki verilmiş, bir bakıma TORBA HÜKÜM gibi düşünülerek neredeyse yürütmeyi ilgilendiren her konudaki, bilgi ve belgelerin GİZLİ BELGE olarak tasniflendirilebilmesinin önü açılmıştır.
 
                                   4-Vatandaşın bilgi edinme hakkının yanında Türkiye Cumhuriyeti Mahkemelerinin ve Savcılıklarının da bilgi ve belgelere ulaşma hakkını kısıtlanmasına yol açacak bu kanun tasarısında hangi bilgi ve belgelerin devlet sırrı olarak nitelendirileceği yetkisi tamamıyla yürütme organına verilmiştir. Şöyle ki;
 
                                   Kanun tasarısının 6. Maddesinde; Devlet sırrı ve gizli Belge nitelendirmesi yapma yetkisi Adalet, Milli Savunma, İç İşleri ve Dış İşleri Bakanlıkları Müsteşarlarından oluşan hükümetten bağımsız hareket etme yetkisi olmayan bir idari (yürütme) organa verilmiştir. Aynı maddede bilgi ve belgelerin nitelendirmesine ilişkin itirazlara ilişkin nihai karar ise yine Başbakan Başkanlığında toplanacak Adalet, Milli Savunma, İçişleri ve Dışişleri Bakanlıklarından oluşan Devlet Sırrı Üst Kurulunca verilecektir.
 
                                   5-Tasarı gerçek bir denetim mekanizmasından uzaktır. Her hükümet
 [ bağımsız yargı yolu kapalı bulunduğundan] kendisi açısından açıklanmasında tehlike gördüğü bilgi ve belgeyi kolayca “Devlet Sırrı” olarak nitelendirebilecektir. Keza yürütme organınca Devlet Sırrı veyahut Gizli Belge olarak nitelendirmeye yönelik verilecek idari karara karşı da herhangi bir Bağımsız Yargı Denetimi kanun tasarısında öngörülmemiştir.
 
                                   6-Kanun tasarısının 8. Maddesinde Devlet sırrı ve Devlet sırrı niteliği taşımayan Bilgi ve Belgeler karşısında Türkiye Cumhuriyeti Mahkemeleri ve Savcılıklarının hak ve yetkileri değerlendirilmiş ve nitekim maddenin 1 ve 2. Bentlerinde kanun tasarısında tasniflendirilen bilgi ve belgelerin istenildiği takdirde YÜRÜTMECE Mahkemelere gönderilemeyebileceği AÇIKÇA belirtilmiştir.
 
                                   Özellikle tasarının 8/1 Maddesinde, Devlet Sırrı niteliğindeki bilgi ve belgelerin idarece, mahkemelerin incelemelerine sunulmaması karşısında yargının başvurabileceği hiçbir yol belirlenmemiş ve bir bakıma yargı denetimi yolu tamamıyla kapatılmıştır.
 
 
                                   Nitekim yine tasarının 8/1. Maddesinde idarece gönderilmeyen devlet sırrı niteliğindeki bilgi ve belgelerin davada ilgili aleyhine sonuç doğurmayacağı belirtilmişse de –mevhumu muhalifi olarak- kimi belgelerin ilgili üzerine isnat edilen suçlamaları tamamıyla bertaraf edebileceği veyahut hakkında lehe hüküm kurulmasını sağlayacağı öngörülebilir bir hukuksal gerçektir.  Eş anlatımla : Tasarı metni, gönderilmeyen devlet sırrı niteliğindeki belgenin sadece ilgili aleyhine sonuç doğurmayacağını belirterek belgenin ilgili lehine de hüküm doğurabileceğini görmezden gelmiştir.
 
                                   7-Yukarıda da ayrıntılı olarak açıklandığı üzere iktidar, ilgili kanun tasarısı ile bir bilgi veyahut belgeye devlet sırrı niteliği bahşederek gizliliğini sağlama, gerek bilgi edinme hakkını gerekse de basın özgürlüğünü sekteye uğratma ve bunu bağımsız mahkemelere de dikte edebilme hususunda TEKEL durumuna getirilmiştir. Üstelik mezkur tasarı ile yürütmeye verilecek bu hak ve yetkilerin kullanımını denetleyecek bir BAĞIMSIZ YARGI MEKANİZMASI da öngörülmemiştir.
 
                                   Tasarı hakkındaki hukuki mütalaamızı sunar durumu bilgi ve takdirlerinize saygıyla arz ederim.
 
 
 
Rapordan çıktı almak için TIKLAYINIZ
                                                                                               
 
 
 
İlgili diğer yazılar
 
 
 
 
  ETKİNLİK TAKVİMİ
<Mayıs 2012>
PztSalÇarPerCumCmtPaz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

 

 

 

 

 

 

 
 
 
Tekil ziyaret almıştır :
Bu web sitesi BilgiSoft tarafından tasarlanmış ve kodlanmıştır.
Muğla Web Tasarım 2009
Anayasa Mahkemesi Yargıtay Danıştay Sayıştay Türkiye Barolar Birliği Adalet Bakanlığı Resmi Gazete